

AHMET KAYA’YLA İLGİLİ YAZILMAMIŞ BAZI ANILAR
BİZİM topraklarda insan ilişkileri pamuk ipliğine bağlıdır, çabuk kopar. Anlamadan, düşünmeden, irdelemeden duygularımıza yenik düşüp hemen “öteki”leştiririz çok sevdiklerimizi bile.
Ahmet Kaya bunun örneğidir.
Bir türlü anlaşılamamanın adıdır Ahmet Kaya.
Evet Frenhofer’dir.
Bugünlerde herkes Ahmet Kaya’yı bir o yana, bir bu yana çekiştirip duruyor. Her çevre kendi siyasal görüşlerine “malzeme” yapmaya çalışıyor.
Bu konulara girmeyeceğim.
Ahmet Kaya arkadaşımdı...
Ahmet Kaya’yı çocuksu yönüyle yazmaya çalışacağım. Çünkü Ahmet Kaya hep asık suratla tartışılıyor. Kuşkusuz bunda yaşadığı acılı son sürecin ağırlığı var. Ama salt böyle bir Ahmet Kaya portresinin de haksız ve yanlış olacağını düşünüyorum. Fıkra anlatan, muhabbetine doyulmayan, keyifli yaşayan-yaşatan, şaşırtan, “komedyen” Ahmet Kaya gerçeği, bugünün ağır siyasi nutuklarına kurban edilmemelidir.
Bu nedenle...
Büyük lafları başkalarına bırakıp, -pek kendimden bahsedilmesini sevmememe rağmen- Ahmet Kaya’yla yaşadığımız bir-iki anıyı paylaşmak istiyorum.
1993’te Aziz Nesin’in liderliğinde solun hemen tüm renklerini kapsayan günlük “Aydınlık” Gazetesi’ni çıkarıyoruz.
Ahmet Kaya, gazete yararına konser vermek için Ankara’ya geldi. Gazeteyi ziyarete geldiğinde odama geçtik. O gün Ankara büroda çalışan yazarlar da “Hoş geldin” demek için odaya gelmeye başladı.
İlk gelen Attila Aşut’tu. Sonra Şükrü Günbulut geldi. “Hoş geldin Ahmet” deyip gittiler.
Ahmet Kaya bir dönem Aydınlık hareketi içinde yer almıştı; Doğu Perinçek’i yakından tanıyordu.
Doğu Perinçek’in bir ayağı aksaktı. Attila Aşut ve Şükrü Günbulut’un da ayakları aksaktı.
Ahmet Kaya, Attila Aşut ve Şükrü Günbulut’la arka arkaya tanıştıktan sonra bana döndü gülümseyerek şöyle dedi.
“Yahu Soner bizim sol harekette hiç mi sağlam adam yok!”
İşte benim tanıdığım Ahmet Kaya buydu...
Ahmet Kaya hakkında bugünlerde öylesine sözler ediliyor ki şaşırıp kalıyorum. Kuşkusuz politik yönü unutulmamalı yoksa Ahmet Kaya tam anlatılmamış olur. Ama Ahmet Kaya’nın muzipliği de yazılmazsa biyografisi eksik kalmaz mı?
Cevat Korkmaz adında ortak bir arkadaşımız vardı. Cevat Korkmaz, Harika Avcı’yı çok beğeniyordu. Ahmet Kaya her fırsatta “Ben tanırım iyi kızdır, tanıştırırım” diyordu.
Cevat Korkmaz’a bir gün Ahmet Kaya’dan telefon geldi. “Akşam Harika Avcı bize gelecek sen de gel, tanışmış olursun.”
Cevat Korkmaz’ın içi içine sığmadı; giyindi-kuşandı akşam Ahmet Kaya’nın kapısının ziline bastı. Kapıyı gülümseyerek Ahmet Kaya açtı ve Cevat Korkmaz’ı salonda oturan konuğuyla tanıştırdı: “Cevat kardeşim işte o çok beğendiğin sanatçı; Akrep Nalan!”
İşte benim tanıdığım Ahmet Kaya buydu...
Bu bayramda Budapeşte sokaklarında gezerken, karşıdan gözünü gözüme dikmiş bir kadının geldiğini görüp şaşırdım. Kadın tam yanımdan geçerken yanındakilere Türkçe şöyle dedi: “Gördünüz mü Ahmet Kaya yaşıyormuş işte!”
Ahmet Kaya’nın yaşadığı şeklindeki “şehir efsanesi” beni yurtdışında da bulmuştu! Ahmet Kaya’ya fiziki olarak kendimi hiç benzetmem. Ama benzeten çoktur.
15 yıl önce...
Bir konser öncesi buluştuk, rakı içtik ve konser salonuna gittik. “Soner sen salona geç hazırlanıp geleyim” dedi. Perdenin arkasından, “salon dolu mu, boş mu diye” baktığım an, binlerce kişi ayağa kalkıp bağırmaya başladı. “Herhalde Ahmet Kaya’nın geldiğini duydular” dedim. Bir daha kafamı uzattım yine alkışlar, bağırış çağırışlar. Hiç anlam veremedim bu kez.
Sonra Ahmet Kaya salona geldi, harika bir konser verdi.
Soyunma odasına giderken, “Geceyi böyle bitirmeyelim, devam edelim, arabaya geçsene hemen geliyorum” dedi.
Mercedes’i konser salonunun arkasındaydı. Konser salonunun kapısını açtım, dışarı adım atmamla onlarca kişinin saldırısına uğradım. Hayranları beni Ahmet Kaya sanmışlardı ve üzerimde ne varsa almak istiyorlardı. Kimi ise sakalımı saçımı yoluyordu.
Parçalanırken imdadıma Ahmet Kaya yetişti. Korumalarıyla hemen kalabalığı dağıtıp beni otomobile soktu ve hızla uzaklaştık. Demek ünlü olmak böyle bir şeydi! Ve ünlü Ahmet Kaya bir arkadaşını kurtarmak için, başına ne geleceğini hiç hesap etmeden kalabalığın içine dalıvermişti.
İşte benim tanıdığım Ahmet Kaya buydu.
Zekiydi. Espriliydi. Muzipti. Coşkuluydu. Ve arkadaş canlısıydı

Copyright © 2012 Ahmet Kaya
Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.