Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazuyu Büyüt
Hrant Dink ve latent milliyetçilik

Hrant Dink ve latent milliyetçilik

24 Ocak 2012 Salı 16:32
Hrant Dink'i vuranları azmettirenlerin yani gerçek katillerin ortaya çıkarılması için Taksim'den Agos'un önüne kadar yürüdük. Öldürüldüğü saatte saygı duruşunda bulunduk.
Beş yıl önce olduğu gibi, her yıldönümünde olduğu gibi hep bir ağızdan bir kez daha bağırdık; "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz".

Hrant'ı bir kez daha öldüren mahkeme kararından sonra "örgütü" gören ama "delil" olmadığı için karar vermeyen hakim, belki de toplum vicdanını rahatlatmak için konuşmak zorunda kaldı. Şu bir gerçek ki, dava Türkiye'nin geçmişle yüzleşmesinde, sivilleşme ve demokratikleşme sürecinde giderek bir "turnusol kağıdı" işlevine dönüşüyor.

Karardan sonra herkesin AK Parti'yi suçlamasının anlamı bu. Karardan sonra bana gelen telefonlardan, maillerden, gazetedeki arkadaşlarla yaptığımız konuşmalardan çıkan sonuca göre, cinayetin aydınlatılamamasında AK Parti'nin rolünün hatırlatılmasının anlamı bu.

AK Parti'ye bu kadar sorumluluk atfedilmesi hem iyi hem de kötü. İyi olan tarafı, herkesin bir biçimde AK Parti'yi demokratikleşme için referans alması. Kötü tarafı ise siyaseten her şeyi AK Parti'den beklemenin kolaycılığı.

Başbakan Erdoğan da bu tartışmaları görmüş olmalı ki, davayla ilgili olarak çok önemli açıklamalarda bulundu. Dink'in Davası'nın (ve Uludere'nin) Ankara'nın dehlizlerinde kaybolmayacağını, Altı dilde söylenen Sarı Gelin türküsünün, Şişli'de sıkılan kurşunla bitmeyeceğini söyledi. Bunlar bence sembolik açıdan değil söyleyenin kimliği açısından da önemli.

Bu davanın başka önemli tarafı daha var. Birbirinden çok farklı görünen iki toplumsal kesim yani hem İslami kesim de hem de laik kesim içinde bir grubun "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz" slogana verdiği tepki.

Bu slogana gerek 2007'de gerekse 2012'de aynı tepkiler geliyor. "Biz Ahmet'iz, Mehmet'iz, biz Türk'üz" diyorlar. AK Parti'nin içinde de, CHP içinde de var bu insanlar. Bu tepkiler görünürde birbirinden çok bağımsız gerekçelerle olsa da; ortak keseni var. Ve o ortak kesen "latent milliyetçlik"tir.

Tabi bir de başını Özkökgillerin çektiği bir cenah var. Hrant'ı ölümünde, Özkök'ün 'Sabiha Gökçen haberini' sunuşunun da payı vardır. Tıpkı Ahmet Kaya'ya yaptıkları gibi. Bu insanlar bir de utanmadan bir de bizi "cinayeti işleyen gençlerle empati kurmaya" davet etmemiş miydi?

Bu kesimler bu sloganın anlamını bilmiyorlar mı?

Anlatalım o zaman. Bu slogan, bir mağduriyetin sahiplenilmesinden başka bir şey değildir. Bu sloganın ardında mesaj aramak, sloganı atanları kınamak ne akla ne vicdana ne de ahlaka sığar. Ve bu sloganın anlamını, anlamamakta ısrar etmek ne yazık ki, hem 2007'de cenazeye katılan yüzbinlerce yüreği hem de 2012'de Taksimden Agos'a yürüyen binlerce yüreği ruhsuzlaştırmak, öldürmek demektir.

"Hepimiz Ermeniyiz" sloganının, 1930'ların Almanyası'nda Yahudiler'e karşı uygulanmaya başlanan tecrit politikalarını protesto amacıyla meydanlara çıkan aydınların, barış yanlılarının attığı "Hepimiz Yahudiyiz"den farkı yoktur. Ya da 1968 Fransası'nda Paris'te başlayan öğrenci olaylarının önderlerinden olan Daniel Cohn-Bendit'in hükümet tarafından sınır dışı edilmesinin ardından "Hepimiz Alman Yahudisiyiz" sloganından farklı değildir. Öğrenciler bu sloganı sınır dışı edilen Kızıl Dany "Alman Yahudisi" olduğu için atmıştır.

Ya 1993'te Solingen'de sokağa dökülen Almanların attığı "Hepimiz Türküz" sloganını nasıl unutacağız. O Almanlar, 1993'te altı Türk'ün Alman milliyetçileri tarafından yakılmasından sonra yaşanan acı olayı protesto etmek için sokağa çıktılar.

Ne 1930'larda Almaya'da, ne 1968'de Fransa'da ne 1993'te Almanya'da ne de 2007 ve 2012'de Türkiye'de atılan bu sloganlarla hedeflenen ne Almanların Yahudi ya da Türk olması, ne Fransızların Alman Yahudisi olması, ne de Türklerin Ermeni olması ya da Ahmetlerin, Mehmetlerin Hrant olması isteğidir. Atılan bu sloganın ruhunda, tüm azınlıkların, mağdurların, haksızlığa uğrayanların yanında olmak, onlara sahip çıkmak ve kendini onların yerine koymak, empati duymak vardır.

Bu tartışmalar, latent milliyetçiliğin toplumun kılcal damarlarına sızdığının resmidir. Türkiye'nin demokratikleşmesini isteyen her kesimin bu milliyetçilikle yüzleşmesi zorunludur. Çünkü Hrant'ın katillerinin ortaya çıkarılması bu milliyetçilikle yüzleşilmesine de bağlıdır.

Murat Aksoy
24 Ocak 2012 / Yeni Şafak gazetesi
Bu haber toplam 101 defa okundu.
  • Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?

    KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER


    SİTE ANKET

    Sitemize nereden ulaştınız ?

    Anket Sonuçları
    

    Copyright © 2012 Ahmet Kaya

    Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

    Kullanım Şartları   |   Gizlilik   |   Sitene Ekle   |   Sitemap   |   Site Haritası   |   RSS