Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazuyu Büyüt
Ertuğrul Özkök nasıl kurtulur?

Ertuğrul Özkök nasıl kurtulur?

25 Ocak 2012 Çarşamba 07:25
Ertuğrul Özkök, “Yine aynı şeyi söyleyeceğim” diyor. Söylüyor da... Biraz değişiklik yapıyor, önceki söylediklerinin “tehlikesiz” olduğunu tanıtlamak için (“kanıtlamak” değil) başka insanları “tanıklı
Ertuğrul Özkök, “Yine aynı şeyi söyleyeceğim” diyor. Söylüyor da... Biraz değişiklik yapıyor, önceki söylediklerinin “tehlikesiz” olduğunu tanıtlamak için (“kanıtlamak” değil) başka insanları “tanıklığa” çağırıyor ama aynı şeyleri söylemeyi başarıyor.

Daha doğrusu, bizi ikna etmeye çalışıyor.

İnat bu ya... İkna olmuyoruz biz de.

Niyetinin sahih olduğuna bir türlü inanamıyoruz.

Peşin fikirlerle ve “önyargılarla” kuşatılmış haldeyiz.

Bunda bizim kabahatimiz yok... Önyargılı olmamızın müsebbibi yine kendisi ve “şanlı tarihi...” Daha doğrusu, şanlı tarihinde yazdığı birtakım sorumsuz yazılar, attığı yahut attırdığı birtakım tehlikeli manşetler...

Hani, Hrant Dink’i, okey masasından kalkan birkaç sokak serserisinin öldürdüğünü yazmıştı ya...

içinde örgüt arayacağımıza, okey masasından kalkan o gençleri tanımaya çalışmalıydık. Onları bu cinayete kışkırtan nedir, bunu görmeliydik. Bu gençlerin ruh halini anlamalıydık. Falan filan...

Böylesine laubali ve sorumsuz bir yazı...

Bu yazısı çok tepki topladı. Hatta, “okey masasındaki çocuklar” ifadesi, Hrant davasının sembol cümlelerinden biri haline geldi.

İhtimal ki, kendisi de, yıllarca, bu yazının pişmanlığını yaşadı...

Belki utandı.

Belki üzüldü.

Eh, gün bu gündür... Hazır mahkeme kararını vermiş ve işin içinde bir örgüt bulamamışken, cinayet “okey masasından kalkan gençlere” fatura edilmişken, o gençleri bu cinayete kışkırtan gazete manşetleri unutulmuşken ya da kimse tarafından hatırlanmıyorken, bir küçük tavzihle (“Yine aynı şeyi söyleyeceğim”) durumu düzeltebilir, bu pişmanlıktan kurtulabilirdi.

Kurtulmak için adeta çırpınmış...

Birazdan canını sıkacağım için, yazısından ilgili bölümü “aynen” iktibas etmeyi ödev biliyorum...

Kurtulabilmiş mi? Bir de siz de bakın...

Buyrun: “Okey maslarındaki genç insanların nasıl olup da faşizmin sıradanlaşmış SS’leri, katilleri, militanları haline geldiğini sormaz, araştırmazsak, karanlıkta oturan birtakım insanlar daha çok Samast’lar bulur. Malatya’da Hıristiyan gırtlağı kesecek daha çok cani bulabilir. Ben hafifletici neden aramıyorum. Nedenini arıyorum. Okey masasındaki adam nasıl Hrant Dink gibi bir insanı katleden caniye dönüşüyor?”

Nasıl mı dönüşüyor?

Birtakım gazeteleri izliyor, iki cümlesinden biri “vatan haini” olan ve sürekli “nefret suçu” işleyen birtakım köşe yazarlarını okuyor.

Daha açık konuşamıyorum, yıllardır üzdüğüm Ertuğrul Özkök’ü tekrar tekrar üzmek istemiyorum.

Diyorum ki, “okey masasından kalkan o militan ve cani gençlerin ruh halini” anlayacağına, önce yazdığın yazılara, attığın ya da attırdığın manşetlere, “büyük yazar, esprili yazar” dolduruşuyla gazete köşelerine konuşlandırdığın yazarlara bak...

Kabahati başka yerlerde arayacağına, önce evinin önünü süpür.

Hrant Dink’i “nefret objesi” haline getiren haberler, “Türkiye Türklerindir” lejandının altında yayımlanmıştı.

Üstelik, hafızamız  Ahmet Kaya ’ya, Orhan Pamuk’a, Atilla Yayla’ya, birtakım “gerici” eşhasa yapılanlarla dopdolu ve zihnimizde “Vay şerefsiz” manşetleri geçit resmi yapıyor...

Bu manşetler ortamı zehirlemeseydi, belki de o gençler adam öldürürken değil, çift okeye dönerken yakalanacaktı...

Ahmet Kekeç
21 Ocak 2012 / Star gazetesi


--- /// ---

Bize Kerinçsiz’i anlat, kaçma!
Hayır, başkasının topuna girecek değilim... Salih Tuna da, Yıldıray Oğur da çok güzel yazdılar, “Hepimiz Ermeniyiz” diye nihayet çığırmayı akletmiş arkadaşa, “Taksim’de şurda burada dolaşacağına, asıl nümayişi Hürriyet gazetesinde yap” dediler.

İyi de dediler... 

Mahut kişi, Salih Tuna’ya dalamadı. 

Herhalde daha hafif bulduğu için “acul bir gayretle” Yıldıray Oğur’a girişti ve onu çelişkisinden (Ahmet Altan’dan) vurdu. 

Kötü bir cevaptı ama içinde bazı doğrular barındırıyordu. 

Bazıları tarafından geç de bulunsa, Hrant konusunda bir hassasiyet geliştirmiş ve “Hepimiz Ermeniyiz” diyerek kendini Twitter’deki beyaz berelilerin önüne kahramanca atmıştı... Öfkeliydi... “Hrant’ı vuran örgüt derhal bulunmalı” diyordu. Dönüp dönüp “Hepimiz Ermeniyiz” demenin esasında bir tür mazlumla dayanışma sloganı olduğunu anlatıyordu... 

Daha ne olsundu? 

Zaten hayatı boyunca hep mazlumdan yana olmuştu... 

Ne yapsınmış yani, karakteri böyleymiş, mazlum görünce dayanamıyormuş... 

Tuna ve Oğur’u bilmem ama bu cevap tatmin etti beni. 

Hrant’ı savunmanın kötü bir yanı yoktu... 

Bu savununun “Türkiye Türklerindir” gazetesinden gelmesi, işe değer de katıyordu. 

Bu gazeteyi (ve “değerli” yöneticilerini) “Vay şerefsiz” manşetinden dolayı yıllardır pataklayıp durmuyor muyuz?  Ahmet Kaya ’ya, Hrant Dink’e, Orhan Pamuk’a, Atilla Yayla’ya yaptıklarından dolayı neredeyse “lanetli” ilan etmiyor muyuz? “Okey oynayan çocuklar” lafzını duyduğumuzda deli divaneye dönmüyor muyuz? 

Bir Hürriyet gazetesi yazarı çıkmış, gazetesinin kronikleşmiş tutumuna karşı “insanlık ve özgürlük bayrağını” dalgalandırıyor, göğsünü beyaz berelilere siper ediyor, daha ne istiyoruz? 

Şunu istiyoruz: 
Bize “Şu bizim Kemal Kerinçsiz”i anlatsın... 

Hrant suikasti, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganları, beyaz berelilere karşı kahramanca mücadele, mazlum görünce dayanamama halleri, mantık oyunlarıyla rakip altetme kurnazlıkları, hepsi iyi hoş da, “centilmenliğine” doyamadığı Kemal Kerinçsiz’i anlatsın. 

İlk “güzellemesine” doyamamıştık... 

Hani, “Kerinçsiz’i takdimimdir” diye bir yazı yazmış, bize farklı bir Kerinçsiz portresi çizmişti ya... 

Şuna benzer şeyler yazmıştı hani: “İlk karşılaşma anımızdan itibaren bendeki imaj tuzla buz oluverdi. Meğer bizim Kerinçsiz, özel alanda tam bir ‘salon adamı’ değil miymiş? İlk dakikalardan itibaren kendisi bir ‘centilmenlik abidesi’ gibi göklere yükseldikçe yükseldi. Diğer konuklarla buluştuğunda ise ‘nezaket cümleleri’nin hakkını fazlasıyla vermeyi başardı...” 

Bir: Kemal Kerinçsiz nerden “sizin Kerinçsiz” oluyor? 

İki: Şu sizin Kemal Kerinçsiz, Hrant karşıtı nümayişleri örgütlediğinde neden kahramanca çıkıp “Hepimiz Ermeniyiz” diye çığırmadın? 

Üç; Nerede bir 301 yargılaması, nerede bir Ermeni karşıtı gösteri, nerede bir sanık Perihan Mağden, nerede bir sanık Hrant Dink, nerede bir sanık Orhan Pamuk, nerede bir sanıkElif Şafak olsa, orada hazır ve nazır bulunan, nümayiş örgütleyen, slogan attıran bu“centilmenlik abidesine” güzelleme döşenmek de nerden icap etti? 

Dört: Ergenekon tutuklusu Soner Yalçın için “Soner Yalçın’ın davası, benim davamdır”gibilerden şeyler yazmıştın... “Bir centilmenlik abidesi gibi göklere yükseldikçe yükselen” Kerinçsiz’le ne gibi bir ortak paydan var? 

Beşincisi de şu olsun: Hrant öldürüleli neredeyse 5 yıl oldu... “Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant’ız” sloganları da eskidi, tarihe karıştı... 5 yıl sonra bu sloganı çığırmanın nedeni, “Hrant’la dayanışma” gösterilerinin, “hükümet aleyhtarı nümayişlere” dönüşmüş olması mı? 

Ahmet Kekeç
24 Ocak 2012 / Star gazetesi
Bu haber toplam 143 defa okundu.
  • Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?

    KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER


    SİTE ANKET

    Sitemize nereden ulaştınız ?

    Anket Sonuçları
    

    Copyright © 2012 Ahmet Kaya

    Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

    Kullanım Şartları   |   Gizlilik   |   Sitene Ekle   |   Sitemap   |   Site Haritası   |   RSS