Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazuyu Büyüt
Bir Sürgünün Ölümü Üzerine

Bir Sürgünün Ölümü Üzerine

31 Ekim 2011 Pazartesi 16:30
Türkiye'nin değişmesini, gelişmesini isteyen herkes Ahmet Kaya'yı sevdi. O'nu yalnız, ülkemizi 'andıçlarla' yönetmek isteyenler sevmedi.

Aynı onlar, kendi dilinde, Kürtçe şarkı söylemek, Kürtçe klip yapmak isteği olan Ahmet Kaya'ya karşı karalama kampanyası başlatmışlar ve medya da bu sanatçıyı 'vatan haini' ilan edebilmişti.

2000'de Yeni Gündem, 21.11.2000

Türkiye'nin değişmesini, gelişmesini isteyen herkes Ahmet Kaya'yı sevdi. O'nu yalnız, ülkemizi 'andıçlarla' yönetmek isteyenler sevmedi. Aynı onlar, kendi dilinde, Kürtçe şarkı söylemek, Kürtçe klip yapmak isteği olan Ahmet Kaya'ya karşı karalama kampanyası başlatmışlar ve medya da bu sanatçıyı 'vatan haini' ilan edebilmişti. Bugün aynı medya, tam sayfadan O'nun sanatçı kimliğini tanıdığını gösteriyor. Ahmet Kaya kazandı ve bizi de kazandırdı" diye konuşuyordu, Fransa'nın başkentinde, seçkin aydın, düşünür ve mücadeleci insanların "Panteon'unda, İstanbul İHD Başkanı, Avukat Eren Keskin, Türkiye'nin genel halkına mal olmuş, sanatçı Ahmet Kaya'nın cenazesinde.

Kürt kökenli ünlü bilim adamı, uluslararası kimya dalında ödüllere sahip, ünlü Kendal Nezan'ın kurup yirmi yıla yakın bir süredir yönettiği "Paris Kürt Enstitüsü"nün bulunduğu, tanınmış "Lafayette" caddesi, cumartesi sabahı saat 10.00'dan itibaren Fransızların dikkatlerini yoğunlaştırdığı odak noktasıydı sanki.

Enstitünün giriş kapısının önünde, Avrupa'nın değişik köşelerinden gelip birikenler nedeniyle, yoldan geçenlere sürekli ayakta, Ahmet Kaya hakkında özet bilgiler veriliyordu.

Arabalardan oluşan uzun kortej, onları eskortlamak için bekleyen Fransız polisi ve onların motosikletleri ve arabaları, çok hafif duyulan Kürtçe melodiler, dikkatlerin yoğunlaşmasına neden oluyordu.

Mütevazi bir elçilik binasını andıran, avlu içerisinde bulunan, üç katlı Kürt Enstitüsü'nün giriş katında, sanatçının naaşı bekletiliyor, çevresinde disiplin içerisinde içeri girenler, yarım halka halinde saygı duruşunda bulunup, dışarı çıkıyorlardı.

Saatler ilerledikçe tabutun yüzü; insanların ihtimam içerisinde ve saygıyla yerleştirdikleri buket ve çelenklerle görünmez oluyordu.

Ayrımsız tüm Türkiye basını temsilcileri orada hazır bulunup, genel havayı yerinde değerlendirmek, görüntülemek için var gücüyle çalışıyordu.

Saat 15:00'ten itibaren ise, Fransa'nın; mücadeleci, sanatçı, ekin-yazın insanlarının layık görülerek, ebedi dinlenmeye gittikleri, gömüldükleri, ünlü "Perlaşez - Pere Lachais" Mezarlığı'nın önünde, büyük bir kalabalık oluşuyordu.

Mezarlığın geniş ana caddesinin yanında, düzenli olarak zincirleme dizilen Ahmet Kaya'nın hayranları, yolun ortasından yukarıya doğru ağır adımlarla götürülen naaşına, alkışlarla eşlik ettiler.

Çelenkler, buketler, çiçekler, bandroller, pankartlar, Ahmet Kaya'nın dev posterlerinin bulunduğu alanda, tabut, yükseklikler üzerine yerleştirilerek üç saate yakın, bir anma töreni yapıldı.

Yaşar Kemal'in manevi oğlu, ünlü romancı Mehmed Uzun, Zübeyir Aydar, Kendal Nezan, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Başkanı, Patrik Beduin ve daha nice konuklar, içten, sevgi ve acı dolu konuşmalar yaptılar.

Hele sanatçının sevgili kızı Melis'in eşliğinde, yine sevgili eşi Gülten Kaya'nın "... ben senin şakalarına çok alıştım Ahmet, onun için yine bize bir şaka yaptın diyesim geliyor. Sen topu topu kendi dilinde, Kürtçe şarkı söyleyip, Kürtçe klip çekmek istediğin için, nelere maruz kaldın. Sen şarkını söyledin Ahmet. Ama senin ülkende, hepimizin ülkesinde, özgürce Kürtçe konuşulmadığı, Kürtçe şarkıların söylenmediği, kliplerin çekilmediği sürece, hayır!.. sen buralarda kalacaksın. Seni ben ve tüm halkın, her yerinden öpüyoruz..." sözlerinden; tekerlekli sandalyeler üzerinde gelen ve çoluk çocuk, genç, yaşlı, aydın, işçi, köylü ve O'na hayran, çok değişik kökenli insanların, nasıl etkiledikleri binlerce kişilerin, nasıl duygulandıkları, unutulacak gibi değil.

Aynı gün ve aynı saatte İstanbul'dan Strasbourg'a uçakla hareket eden ve aslında birkaç gün sonra, Paris'te sanatçı ile karşılaşması programlanan, Akın Birdal, yollamış olduğu mesajda "... halkların eşitliğini unutmayacağımız gibi, seni de unutmayacağız" diyordu.

Daha sonra, yine görkemli bir şekilde toprağa defnedilen Ahmet Kaya'nın hanımı ve kızı, mezar çukurunun başında, diz çökerek, son defa O'na eşlik ederek, en ufak bir gösterişe, gereksiz davranışlara meydan vermeden, son derece yüksek düzeyde bir görüntü çizdiler.

Yoğun kalabalığın ve yüksek tansiyonlu duygu selinin hakim olmasına karşın, idarecilerin ve kitlenin, Fransız mezartaşlarına basmamak için, özel çaba sarfetmeleri de, diğer kayda değer, düzeyli davranıştı.

Erivan'dan Beyrut, Halep, Bitlis, İstanbul, Frankfurt, Paris, Sydney'e kadar tanınan; insan sevgisine, demokrasiye, her türlü farklılıklara saygı duyan ve seven milyonların sevgilisi olmayı inadına (hem de nasıl!) başarmış bir Ahmet Kaya, işte böyle eşlik edildi son yolculuğuna.

Kendal Nezan'ın dediği gibi "... nerdeyse Paris'in ünlü Perlaşez Panteon'u Kürt kökenli değerlerin, sonsuza dek buluştukları bir yer olacak!"

Doğru. Yılmaz Güney, Dr. Kasimlo, Dr. M. Said Şerifkendi, derken şimdi de Ahmet Kaya...

Tüm Türkiyelilerin; kendi bağrından çıkan bir "değer"i, yaban ellerde, "Perlaşez" bile olsa, son yolculuğuna eşlik ederken, yabancıların "niye kendi memleketine yollanmıyor?" sorusu karşısında, artık yutkunmak istemiyorum.

Bu haber toplam 1033 defa okundu.
  • Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
    

    Copyright © 2012 Ahmet Kaya

    Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

    Kullanım Şartları   |   Gizlilik   |   Sitene Ekle   |   Sitemap   |   Site Haritası   |   RSS