
Siyah Sevgimiz, Kalbimizdeki Çocuk, Delikanlı;
Dünyaya geldiğinde, şaşılacak bir güzellikle yakışmış olmalısın o kutsal kucağa...
Kısa pantolonlu günlerinden, yağmurlar altındaki koşmalarına, oradan umursamaz gençlik duraklarına
ulaşmalarına, haksızlıkları yumruklayıp cesarete varışına kadar, ayakta geçirdiğin tüm zamanlarda sen hep sesli
yaşadın ve bu tarafta yankını bıraktın...
Efsaneler, bulutlar, gerilimler, çiçekler, tercihler, oyunlar, gülüşler, tuhaflıklar, gemiler, çocuklar, istasyonlar,
ormanlar, savrulmalar, kavşaklar, maniler, melekler, şimşekler, körlükler, ninniler, yasalar, rızklar, çalkantılar,
muammalar, yağışlar, aşklar, nöbetler, otoyollar, direnişler, satışlar, cevherler, nazlar, kırılmalar, sokaklar,
coşkular, iklimler, mahvoluşlar, kelimeler, çarmıhlar, şifalar, tanımsızlıklar, geceler ve neler neler arasında,
dünyanın tüm doğurganlıkları arasında yol alırken sen, bize göre hep omuzundan yansıyordu güneş... Biz öyle
gördük!
Kadim değil geldiğin dünya!
Bu Ekim de yarışsın bizimle?
Biz seni, senin hayatından, sana sormadan kaçırdık! Hiç bir Ekim bilmese de bunu?
Ağabeyimiz, dükkan komşumuz, çocuğumuz, sınıf arkadaşımız, oğlumuz, yoldaşımız, kardeşimiz, babamız,
yolcumuz, vardiya arkadaşımız, daim konuğumuzsun!
Hazırlıklıyız her şeye...
Hangi Kasım alacakmış seni bizden görelim!
Hevesimizi yarym koyanlara inat, ne güzel gülümsüyorsun dostumuz!
Seni, tarihe ve hayata karşı fiyakası tam olan duruşunu selamlayarak alnından öpüyoruz
Copyright © 2012 Ahmet Kaya
Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.